Sadece Bir Oyun mu? Evlatlarımız Dijital Oyun Parkında Güvende mi?
Çocuklu bir evde derin bir sessizlik varsa, bilinir ki o çocuk ya uyuyordur ya da elinde tablet/telefon vardır. Eskiden sokaktan eve gelmesi için bağırırken şimdi ise "Evladım bırak artık şu telefonu/tableti, yemeğe gel!" diye sesleniyoruz.
Sokaklar değişti, oyun parkları dijitale taşındı. Roblox, PubG, Minecraft, Brawl Stars, Valorant... İsimler değişiyor ama senaryo hep aynı. Peki, bu yeni oyun parkında çocuklarımızı bekleyen "görünmez" tehlikeler neler? Ve biz ebeveynler nasıl rehberlik edebiliriz?
"Bedava" Oyunun Pahalı Faturası
Çocuklarımızın oynadığı oyunların çoğu "ücretsiz" indiriliyor. Ama oyunun içine girince işin rengi değişiyor. Karakterine havalı bir kıyafet almak, daha hızlı seviye atlamak veya o ışıltılı sandıkları açmak… Çocuklar için bu sadece oyunun bir parçası, bir eğlence. Ama arka planda işleyen sistem, kumar psikolojisine çok yakın. Sürpriz kutular, çocuğa "Ya bu sefer en güzel eşya çıkarsa?" heyecanını satıyor.
Ailelere Tavsiye: Kredi kartınızı cihazlara kaydederken iki kere düşünün veya mutlaka şifre isteyin. Ay sonunda gelen ekstrede Sihirli elmaslar, 1 kamyon domates, vs… için ödenmiş binlerce lira görmek istemezsiniz.
Oyun Arkadaşı mı, Yoksa Maskeli Biri mi?
Eskiden "Yabancılarla konuşma" kuralı sokakta geçerliydi. Şimdi ise sokağa çıkmadan odalarımızın içine kadar girerek oyunların sohbet odalarında veya Discord gibi uygulamalarda geçerli. Bir oyun sırasında çocuğunuza "Abi yardım edeyim mi, sana şu materyali hediye edeyim mi?" diye yaklaşan biri, gerçekten yardımsever bir genç olabilir. Ama ne yazık ki, çocuğun güvenini kazanıp özel bilgilerini (okul bilgisini, telefonunu, fotoğraflarını) almaya çalışan kötü niyetli bir yetişkin olma ihtimali de yüksek maalesef.
Oyun Oynayan Evlatlarımıza Tavsiye: Oyun dünyasındaki o çok iyi anlaştığın "kankam" dediğin aslında gerçek hayatta hiç tanımadığın biri. Oyun içindeki sohbeti, oyun dışına; WhatsApp'a veya sosyal medyaya taşıma tekliflerine mutlaka her zaman "Hayır" de. Böyle bir durumda ailenden habersiz davranma.
Zehirli Dil: Dijital Zorbalık
Rekabet güzeldir ama dozunda. Ne yazık ki bazı oyun ortamları, kazanma hırsıyla gözü dönmüş oyuncularla dolu. Çocuklar, oyunda hata yaptığında "Ne kadar beceriksizsin", "Embesil", "…" gibi aşağılayıcı kelimelere maruz kalabiliyor. Burada ifadeleri çok yumuşattım aslında, maalesef belden aşağı küfürler hiç de azımsanmayacak kadar fazla. Bu durumun neticesinde çocuklar başkalarına bu şekilde davranmayı normal sanmaya başlıyor. Bu "zehirli" ortam, çocuğun özgüvenini zedeliyor, onu agresifleştiyor. Ahlakının bozulmasına neden oluyor ve kontrolsüz oyun ve eğlence dijital bağımlılığa neden oluyor. Evlatlarımız oyundan kalktığında sinirli ve gerginse, görevlerini aksatıyorsa, ahlaken olumsuz değişimler varsa orada ters giden bir şeyler var demektir. Aileler olarak dikkat edilmelidir.
Zaman Tüketme Canavarı
Oyunlar, beynimize sürekli "dopamin" (ödül hormonu) pompalamak üzere tasarlanmıştır. "Bir bölüm daha", "Şu görevi de yapayım" derken saatler su gibi akar. Çocuk, tuvalete gitmeyi bile erteleyecek kadar ekrana kilitlenir. Buradaki tehlike sadece göz bozukluğu veya duruş bozukluğu değil; hayatı kaçırmaktır. Bisiklete binmenin rüzgarını, bir arkadaşla yüz yüze şakalaşmanın tadını sanal dünyaya kurban edebilmektedirler. Aileler olarak zaman yönetimine dikkat edilmelidir.
Peki Ne Yapacağız? Yasaklamak Çözüm mü?
Tableti alıp saklamak, modemi sökmek... Bunlar anlık çözümler ve genellikle evde kargaşaya yol açıyor. Çözüm "yasaklamak" değil, "eşlik etmek".
Oyununa Ortak Olun: "Yine mi o saçma oyun?" demek yerine, yanına oturun. "Bu karakter ne işe yarıyor?", "Burada amacın ne?" diye sorun. Çocuğunuzun dünyasını anlamadan onu koruyamazsınız. Hatta bir kolu da siz alın, beraber oynayın.
Süre Sınırı Değil, Görev Sınırı: "1 saatin var" demek yerine, "2 maç yapıp bırakalım" veya "Şu görevi bitirince kapatalım" şeklinde anlaşmalar yapın. Oyunun ortasında fişi çekilen çocuk hırçınlaşır.
Filtreler Dostunuzdur: Aile filtrelerini ve oyunların içinde varsa "sohbeti kapatma" özelliklerini kullanmaktan çekinmeyin.
Güven Limanı Olun: Çocuğunuza şunu hissettirin: "İnternette veya oyunda seni rahatsız eden, korkutan bir şey olursa bana anlat. Kızmayacağım, elinden tableti almayacağım. Birlikte çözeceğiz."
Sonuç Olarak; Teknoloji bir canavar değil, çağımızın gerçeği. Çocuklarımızı cam fanusta büyütemeyiz ama onları dijital okyanusta yüzmeyi öğretmeden de yalnız bırakamayız.
Unutmayın, en iyi güvenlik duvarı, çocuğunuzla kurduğunuz sağlıklı iletişimdir.