Okul Çantasındaki Kitap mı, Yoksa Öfke mi? Akran Zorbalığı
Sabah evladınızın saçını okşayıp, beslenme çantasını hazırlayıp okula gönderiyorsunuz. Akşama "Bugün ne öğrendin?" diye sormayı hayal ederken, telefonunuz çalıyor. Arayan okul müdürü ya da daha kötüsü; bir hastane yetkilisi.
Son zamanlarda haberleri izlemeye dayanamıyoruz. İstanbul'da bir lisede sınıf arkadaşı tarafından vahşice hayattan koparılan gencecik fidanlar, 11.sınıf öğrencilerinin 9.sınıf öğrencilerini yatakhanede dövmeleri, Ankara'da "yan baktın" kavgası yüzünden yoğun bakıma alınan çocuklar, Mersin'de ortaokul öğrencisinin okul müdürünü pompalı tüfekle yaralaması, Çanakkale'de ayağıma bastın diyerek arkadaşını hastanelik eden liseli, İzmir'de bir arkadaşlarını köşeye sıkıştırıp döverken bunu kahkahalarla videoya çeken öğrenciler ve Konya'da arkadaşının başını taşla ezen öğrenci…
Artık olaylara "çocuk kavgası" deyip geçemiyoruz. Çünkü yaşananlar yaramazlık değil; şiddet, hatta suç. Yapılan araştırmalara göre her 4 çocuktan 1'i akran zorbalığına uğruyor. Ve bu olayların yüzde 95'i okullarda gerçekleşiyor. Son yıllarda akran zorbalığında artış olmakta ve bu artışta sosyal medya ve oyunlar büyük rol oynuyor. Son zamanlardaki artışla her 3 çocuktan 1'i okul hayatında en az bir kere akran zorbalığına maruz kalıyor. Buna sadece kavga diyemeyiz çünkü bu olaylar çocuklarda kalıcı travmalara neden oluyor. Peki hangi ara biz bu hale geldik?
"Beğeni" Uğruna Can Yakanlar
Son dönemdeki haberlerde en korkunç detay ne biliyor musunuz? Şiddetin kendisi kadar, o şiddeti izleyenlerin tavrı. Eskiden bir kavga olduğunda araya giren, ayıran arkadaşlar olurdu. Şimdi bakıyoruz; bir çocuk dayak yerken, diğer çocuklar telefonlarını çıkarmış, "Canlı yayın" yapıyor veya "TikTok'ta ne kadar izlenir?" derdine düşüyor.
Acı Gerçek: Şiddet, çocuklar arasında bir "güç gösterisi" ve "popülerlik aracı" haline geldi. Videoya çekilen o zorbalık görüntüleri, kapalı gruplarda bir zafer madalyası gibi dolaşıyor.
Dizi ve Oyunlardan Çıkan Şiddet
Dijital oyunlardaki ve dizilerdeki karakterlere özenen çocuklar, oradaki "racon kesme" sahnelerini okul bahçesinde uygulamaya kalkıyor. Ama gerçek hayatta, kafasına darbe alan arkadaşı oyundaki gibi yerden kalkıp koşmaya devam etmiyor. Çocuklar, sanal dünyadaki şiddetin gerçek dünyadaki sonuçlarını (sakatlık, ölüm, hapis) idrak edemiyor. Empati duygusu, ekran karşısında köreliyor.
Sana Vurana Sen de Vur!
Biz ebeveynlerin de şapkayı önüne koyma vakti geldi. Çocuğumuz okulda ezilmesin diye verdiğimiz o meşhur nasihat: "Sana biri vurursa, sen de ona vur! Altta kalma!" Bu cümle, yangına körükle gitmektir. Çocuğa sorun çözmeyi değil, şiddeti meşrulaştırmayı öğretiyor. Bunun yanında evde babasından, annesinden bağırıp çağırmayı, kapı çarpmayı gören çocuk; okulda arkadaşlarına tahammül edemiyor. Öfkesini kontrol etmeyi bilmiyor çünkü evde öğretemedik.
Akran Zorbalığı Artık "Suç" Boyutunda
Eskiden "lakap takma", "oyuna almama" gibi psikolojik zorbalıklardan bahsederdik. Şimdi ise haberlerde gördüğümüz üzere; bıçaklar, muştalar, okul tuvaletlerinde kurulan pusular konuşuluyor. Artık ilkokul seviyesine kadar inen bir şiddet sarmalı var. Çocuklar, sorunlarını konuşarak değil, yok ederek çözmeye çalışıyor.
Çözüm Nerede? Çantayı Aramak Yetmez, Kalbine Bakın
Okul girişlerine dedektör koymak, çantaları aramak bir önlemdir ama çözüm değildir. Metal dedektörü, çocuğun kalbindeki öfkeyi veya zihnindeki şiddet planını tespit edemez.
Okullarda yeni yeni uygulanmaya başlansa da henüz yeterli olmayan çalışmaları arttırmak gerekli akran zorbalığı ile mücadele eğitimleri planlanmalı, akran zorbalığı ile mücadele komisyonları kurulmalı ve öğrenciden veliye kadar tüm kesim bilinçlendirilmelidir.
Ebeveynlere Çağrı: Çocuğunuzun telefonunda neler var, kimlerle konuşuyor, hangi şiddet içerikli oyunları oynuyor? Takip edin. Daha önemlisi, akşam yemeğinde sadece derslerini değil, duygularını sorun. "Bugün seni üzen veya çok sinirlendiren bir şey oldu mu?" deyin.
"Bana Dokunmayan Yılan" Devri Bitti: Çocuğunuz zorba olmayabilir. Ama zorbalığı görüp susuyorsa, videoya çekiyorsa o da bu suça ortaktır. Ona "İspiyoncu olma" demeyin; "Zulme sessiz kalma, hemen bir yetkiliye haber ver" deyin.
Merhamet Eğitimi: Matematikten önce merhameti öğretmeliyiz. Bir canlının canı yandığında içi sızlamayan bir çocuk, dünyanın en iyi mühendisi olsa ne yazar?
Son Söz
Kaybettiğimiz, hastanelik olan her çocuk bizim çocuğumuz. Bu yangını söndürmek için okul, aile ve toplum olarak seferberlik ilan etmek zorundayız. Yoksa yarın o haber bültenlerinde, kendi çocuğumuzun adını duymayacağımızın garantisi yok.
Çocuklarımıza "güçlü" olmayı değil, "iyi ve merhametli" insan olmayı öğretelim. Çünkü dünyayı kaba kuvvet değil, iyilik kurtaracak.