Dijital Çağda Öğretmenlik: Mesai, Özel Hayat ve Sağlıklı İletişim Dengesi
Eğitim, şüphesiz toplumun temel taşıdır ve öğretmenlik, bu temeli inşa eden en fedakâr mesleklerden biridir. Ancak teknolojinin hayatımızın her alanına nüfuz ettiği günümüzde, fedakarlık kavramı ile "sınırsız ulaşılabilirlik" kavramının birbirine karıştırıldığı tehlikeli bir dönemeçteyiz.
Dijitalleşme, eğitimi okul duvarlarının dışına taşıyarak büyük fırsatlar sunsa da, beraberinde getirdiği "her an çevrimiçi olma beklentisi", öğretmenlerin mesleki verimliliğini ve özel hayat dengesini tehdit eden bir "dijital tükenmişlik" sorununa dönüşmektedir.
Toplumda bazen yanlış bir algı olarak, öğretmenliğin 24 saat süren kesintisiz bir kamu hizmeti olduğu düşünülmektedir. Oysa öğretmenler de tıpkı diğer tüm profesyonel çalışanlar gibi, belirli bir mesai mefhumu içinde çalışan, iş kanunları ve yönetmeliklerle belirlenmiş haklara sahip bireylerdir.
Bir öğretmenin okul dışında devam eden bir hayatı, sorumlu olduğu bir ailesi, bakmakla yükümlü olduğu evlatları, dinlenmeye ihtiyaç duyduğu şahsi zamanları vardır. Hafta sonları, resmi tatiller ve akşam saatleri, öğretmenin kendini yeniden şarj etmesi için zorunlu olan "özel zaman dilimleri"dir. Bu zaman dilimlerine müdahale, sadece öğretmenin değil, dolaylı olarak öğrencilerin de hakkına girmektir; çünkü tükenmiş bir zihin, verimli olamaz. Ayrıca, öğretmenin dijital tükenmişliği, sınıfta öğrencilere yansıyarak öğrencilerin motivasyonunu düşürebilir. Bu özel alanın korunması, yalnızca veli iletişiminde değil; öğrenci ilişkileri, yönetim kademeleri ve tüm idari süreçlerde de aynı profesyonellikle gözetilmelidir.
Bir bankacıyı, bir mühendisi veya başka iş kolundaki bir kamu görevlisini mesai saatleri dışında, acil olmayan bir iş konusu için kişisel cep telefonundan aramak veya mesaj atmak neredeyse imkansızdır. Hizmet aldığınız görevlinin kişisel cep telefonunu isteyemezsiniz, kişinin kendisinden değil amirinden isteseniz de alamazsınız. Bu durum kişisel verileri koruma kanununa göre suç teşkil eder. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha çok verim elde etmeyi planlayan kurumsal şirketler, hem yöneticilerin hem de çalışanların mesai dışında iş akışını durdurmasını, çalışanların dinlenmesini teşvik eden politikalar geliştirmektedir.
Eğitim camiasında da durum farklı olmamalıdır. Öğretmenin kişisel telefonunun bir "kamu malı" gibi görülmesi; gece geç saatlerde gelen sorulara veya hafta sonu yapılan bilgilendirmelere/sorulara anında yanıt beklenmesi, mesleki sınırlara yapılan bir ihlaldir. İletişimin kaynağı ister veli ister kurum olsun, öğretmende sürekli bir teyakkuz hali oluşturmak kronik strese yol açar.
Dünya genelinde çalışma hayatının geleceği tartışılırken, "Bağlantıyı Kesme Hakkı" yasal güvence altına alınmaya başlanmıştır. Bu hak, çalışanın mesai saatleri dışında iş ile ilgili elektronik iletişim araçlarına cevap vermeme özgürlüğünü tanımlar. Türkiye'de de çalışma hayatının düzenlenmesinde esas olan İş Kanunu, dinlenme hakkını anayasal bir hak olarak tanır. Eğitim vizyonumuz, teknolojiyi öğretmenleri 7/24 bağlayan bir pranga olarak değil, işlerini kolaylaştıran bir araç olarak konumlandırmalıdır.
Eğitimde veli, öğretmen ve idare işbirliği hayati önem taşır. Ancak bu işbirliği, sınırları belirsiz bir iletişim trafiği anlamına gelmemelidir. Sağlıklı bir ortam için:
- - Acil olmayan durumlar için anında öğretmeni aramak yerine kurumsal e-postalar veya resmi iletişim platformları kullanılmalıdır.
- - İletişimin, gerek veli bilgilendirmeleri gerekse kurumsal duyurular açısından, belirlenen mesai saatleri içinde yapılmasına özen gösterilmelidir.
- - Gönderilen bir mesaja anında yanıt alınamamasının, öğretmenin ilgisizliği değil, o an mesai dışında olduğu veya özel hayatına vakit ayırdığı anlamına geldiği herkesce kabul edilmelidir.
Sonuç olarak; öğretmenin özel hayatına, dinlenme hakkına ve mesai sınırlarına saygı duymak, sadece öğretmeni korumakla kalmaz, aynı zamanda eğitimin kalitesini de artırır. Zihnen ve bedenen dinlenmiş, ailesine vakit ayırabilmiş mutlu bir öğretmenin sınıfa taşıyacağı enerji, öğrencisine verebileceği en büyük hediyedir.